11 Eylül 2015 Cuma

Denizli Faciası - Eylül 2015

... iyilik,
Ne kadar ileri gidebilir!
Ne kadar canınızı yakabilir,
Zamanınızı çalan ve size acı veren iyilik,
Ne kadar iyi olabilir.

Yaklaşık 9-10 gündür denizlideyim.
Çaresiz ve yine tek başıma, ama arkamda dua eden 2 kadın var.
Dua ile ayaktayım belki de, Allah bilir ve sanırım öyledir.

Konumuz bu defa hiç yazmadığım bir şey, timuçinle (abim olur) birol alataş isimli şahsa işletmeleri için açmış olduğumuz turizm acentası.
Aradaki seneleri geçeceğim, anlatıpta kendimi yormak ve daha fazla nefessiz kalmak istemiyorum.

Normalde ofisin/acentanın sözleşme kapanış tarihi 31.07.2015,
İki ay Avm'den tarihi uzatmak için başvuru yaptım, ki otobüsçü namlı'ya olan borç kapansın diye,
Yani yine Birol Alataş'ı kurtarmak için,  ofis kapanırken cebinden para çıkmasın diye.

Peki Birol Efendi ne yaptı?
25 Bin Lira Parayı müşteriden alıp yedi HIRSIZ'ların Prensi.

3 sene boyunca yediklerini, harcadıklarını, çaldıklarını söylemiyorum bile.
Timuçin'i defalarca kez ikaz etmeme rağmen, insan kendi öz kardeşinin şirketini bir hırsıza emanet edip gider mi? Gitti...

2014'te Birol efendinin benim yanımda Timuçin'e gider yaptığı günden beri Timuçin kavga etmemek için ofise uğramadı, ve hırsız asıl amacına da timuçin temelli gittikten sonra ulaştı.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Lafı çok dolandırmak istemiyorum, şu an Jolly Tour'la yaptığımız mutabakat sonucunda 17 Bin TL civarında borcumuz olduğunu öğrendim, sıkıntı yok ödenir.
22 Senelik Turizm kariyerimi ve adımı bir hırsız yüzünden elbette riske edemem.
Fakat Tur Operatörü de Allah'a emanet... personel paraları cebe atıp gidiyor ve rezervasyonların bakiyeleri açık, ama operatör yine de hizmet veriyor. İlginç.
Bu sistem hırsızlığa davetiyeden başka bir şey değil. Operatöre, 3-4 defa önceki yıllarda nakite açık bırakmayın dememe rağmen, sistemden tonlarca açık bakiyeli işlem yapılıyor.
İşin en ilginç yanı ise, hizmet veriliyor tüm eksik bakiyeli rezervasyonlara.
Tuhaf.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Benim adım Cengiz ise, ben bu paranın intikamını alırım.
Ama nasıl alırım, onu düşüneceğiz. 
Düşüneceğiz iyice... 


Siz siz olun, 
İş yapacağınız insanları; çok iyi tanıyın.
Her gün işi kontrol edin, her Allah'ın günü.
Ve her zaman yanınızda sağlam bir Avukat bulundurun.

The End.

David People Cafe / Çamlık / Denizli

















24 Haziran 2015 Çarşamba

Söz sükût ise, kaçmak nedir?

Bu metin sesli kaydedici ile yazılmıştır.

gittikçe herşeyden uzaklaşıyoruz, eskiden en büyük zevkim kağıt ve kalemle yazmaktı..

şimdi eskiye ait çok fazla iz yok her şeyin sonuna geldik sanki tanıdığımız bildiğimiz herşey değişiyor ve maalesef arkamızdan gelen toplum insanlar canlılar bizim neler yaşadığımızı ve ne yaptığımızı bilmiyor tıpkı bizim daha öncekilerin neler yaşayıp gördüğünü bilmediğimiz gibi.

bugün tarihi dahi hatırlamıyorum gerçi ama 25 haziran saat 0330
Seda ankarada, ben burada yani evde tek başıma yine mecburen sabahlıyorum.

ömür geldi geçiyor ne bir nefes aldım ne de adam akıllı bir huzur buldum neden geldim neden yaşıyorum acaba bildiklerim gerçekten doğru bildiklerim mi?

herşeye yetişemediğim aşikâr ne Halis in yaptıkları nede sedanın iştahsızlığı bu hedefe varmam da bana yardımcı olmayacak...

herşeye yetişmekten bıktım artık sıkıldım yoruldum enerjim iyice bitmek üzere...çaresizliğe yaklaştım, ama henüz son nefesimi vermedim verdiğim zaman neler olacak ben de bilmiyorum ben gecenin bu vakti neden burada tek başıma yalnız oturuyorum neden hâlâ hiçbir şeyim yok annem babamdan başka neden herşey bu kadar uzak neden bu kadar herkesi düşünmek zorundayım...

ne aşkın tadına varabildik, ne de aşk beni gördü beni kimse görmedi beni kimseler duymadı oysa anahtar elimde dolaştım sokaklarda yapayalnız şimdi çaresiz bir başıma oturuyormuş gibi gözüksemde ben daha ölmedim...

Sadece yakınım gitmeye...
Çok yakın.

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Eski Giyim Eşyalarını Nereye Verebilirim? 2. El Eşyalar Ne olacak?

2. El Eşyalarınızı verebileceğiniz adam akıllı bir mercii maalesef internette bulamayacaksınız.
İnsanlar sefaletten sürünüp, delik ayakkabı, yırtık don atlet fanila ile dolaşırken, siz evden atmak üzere ayırdığınız bir ton eski eşya ile başbaşa kalacaksınız.

Haftalardır eski eşyaları atmamak için direnip duruyoruz evde, fakat tonlarca araştırmama rağmen maalesef Sosyal Devlet olmadığımızın bir kanıtı olarak tek mercii bulamadım bu vatan topraklarında.
Şimdi ben bu yazıyı yazdıktan sonra ahkam kesenler olacak, onlara da defolun demekten başka bir çarem yok.

Google'da bir zahmet yazsınlar, bu konunun başlığını, acaba gelen sitelerde bir tek yetkili merci var mı baksınlar? Yok!

Ben yeterince araştırdım, ama bulamadım. Saçma sapan haber siteleri ve vakıflar geliyor. Tek tük bulduğum bazı vakıflarda da kargo ile gönder diyor. Onca eşyanın kargo parasından kimsenin haberi yok sanırım.

Bu organizasyonu Devletin kendisinin yapmadı lazım, illa deprem, sel, yangın felaket olması gerekmiyor toplama merkezleri ve transfer araçları yaratılması için. Devlet Baba'nın bunu standart olarak yapması mecburidir! Gel gör ki mevcut iktidar gözünü rant ve peşkeşten çekip halkı süründürmek gayesinden başka bir şey yaptığı yok. Reklamını yapamayacağı işlere bulaşmaz. Arada varolan hayırseverleri ise saygıyla anıyorum.

Evet, bugün bu eşyaları çöp kontejnerinin yanına bırakacağım, artık kim alırsa....
Yazık.

16 Mayıs 2015 / Dragos

19 Mart 2015 Perşembe

Boktan geceler

Uzun zamandır yine yazmamışım bu sayfaya, gerçi ne zaman nereye yazacağım da belli olmuyor.
Bir ara toparlamam gerek tüm bu yazıları ve tek site üzerinden ilerlemem lazım aslında :)
Sikik bir gecede, çaresizlik biraz da... aslında ne yazacağımın yine önemi yok.

Son işyerinden 28 Şubat 2015'de ayrıldım, ve o günden beri kendimi nadasa bıraktım diyebilirim.
Ufak tefek ama gerekli işleri bitiriyorum ağır ağır.
Sadece bugün haberini aldığım, orospu çocuğu genel müdürün bize yaptığı ambargo canımı sıktı.
Bir şekilde çözülecek o da. Onun dışında şu an dert ettiğim herhangi bir şey yok.

Neyi dert edeyim aq. :)
Kör topal ölüyoruz, eksiliyoruz işte...
''Bir dikili ağacım dahi yok'' diye yazmıştım facebook'ta, gerçekten de öyle...
Ağacın da aq. ne yaptığımın önemi yok aslında, kimseye yarandığım söylenemez.
Bir şeylere geç kalma, anlaşılamama durumu devam ediyor.
Anlayan olsa da, benim skime taktığım kişiler değildir belki de, anam babam dışında.

Neyse, ufak ufak plan yapmaya başlıyorum tekrar...
Yarın yani; bugün 20 Mart 2015 Cuma itibariyle Harbiye tarafında olacağım...
Piyasayı bir yoklayıp ne var ne yok anlamam, irdelemem lazım.
Hoca'ya gideceğim önce, Erkan'a.
Sonra Metro, Tura ve en son eski işyerine...
Akşam'da pikacılarla görüşeceğim, o da ilginç olacak ne diyecek bakalım.

Nakit akışını sağlarsam sıkıntı ilk etapta biter.
Bakalım neler olacak bugün göreceğiz.

Sevgiler kendime,
02:47